AB’de Çin Anti-damping yasası kafa karıştırmaya devam ediyor.

Reklam

Abbayrak

AB’de Çin Anti-damping yasası kafa karıştırmaya devam ediyor.

 

Çin’e pazar ekonomisi statüsü verilmesi ile ilgili olarak AB Komisyonu üyelerinin kendi aralarında gerçekleştirdiği toplantı ile ilgili bir basın bildirisi yayımlayan BUSINESSEUROPE, Dünya Ticaret Örgütü üyesi Çin’in dünya ticaretinde önemli bir aktör olduğunu ve ayrıca AB ekonomisi açısından da önemli bir yatırım ortağı olduğunu, AB’nin Çin’e Pazar ekonomisi statüsü verilmesi ile ilgili kararını saydam bir süreç izleyerek alması gerektiğini vurguladı.

Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılım anlaşmasının 15. Bölümünün altında yer alan “(a)(ii)” paragrafını Aralık 2016’da geçerliliğini yitirecek olması, Çin ile ilgili anti-damping süreçlerinde yapılacak hesaplamalarda hangi yöntemin uygulanacağı ile ilgili tartışmalara yol açıyor. Avrupa Özel Sektör Konfederasyonu BUSINESSEUROPE AB’nin ABD gibi DTÖ’nün önde gelen üyeleri ile görüş alışverişinde bulunmasını ve ortak hareket etmesini öneriyor. BUSINESSEUROPE AB’nin Çin’e karşı gerekli olduğu durumda kullanmak üzere etkin ticaret savunma mekanizmaları belirlemesi gerektiğini ve Çin’de 2012’de yönetime gelen yeni hükümetin izlediği politikaların Çin’in pazar ekonomisi olması sürecine katkı sağlayıp sağlamadığının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiğini savunuyor.

Ticaretten Sorumlu AB Komiseri Cecilia Malmström TÜSİAD’ın da üyesi olduğu Çin’deki Avrupa Ticaret Odası tarafından Brüksel’de düzenlenen etkinliğe katılarak AB ve Çin arasındaki ilişkileri değerlendiren bir konuşma yaptı. Konuşmasında AB ve Çin arasındaki ilişkilerin her iki tarafın ekonomisi için çok önemli olduğunu vurgulayan Komiser Malmström şu noktalara değindi:

• Çin ve AB ekonomi ve siyasi sistemleri bazı temel farklılıklar göstermektedir. Çin’in özellikle sanayi ve ticaret politikalarında izlediği müdahaleci yaklaşım bizleri uzlaşıya varamaz bir konuma getirmektedir.

• Çin bir yol ayrımında bulunmaktadır; şu ana kadar izlediği kalkınma modeli yaklaşık 35 yıl içinde ülkeyi iyi bir noktaya taşımıştır. Bu model düşük maliyetli iş gücü, devlet kaynaklı altyapı yatırımı ve kamuya ait şirketlerin mali olarak desteklenmesine dayandırılmıştır.

• Çin hükümeti artık bu modelin değişmesi gerektiğinin bilincindedir.

• Ekonomistler bu yıl Çin ekonomisinin büyüme hızının daha da azalacağını öngörmektedir. Başkan Xi de bu yıl için %6,5 büyüme hedeflendiğini açıkladı.

• Bu oranlar Avrupa ekonomileri için mucize oranlar olmakla birlikte Çin’in 2010 yılında ortaya koyduğu %10’luk büyümeden sonra büyük bir düşüşe işaret etmektedir.

• Başka yerlerde geliştirilen teknolojiler ile hızlı şekilde sonuç almak mümkündür. Ancak Çin artık kalkınma modelinde bir sonraki aşamaya geçmeli ve yenilikçilik kaynaklı ekonomik büyümeyi hedeflemelidir.

• Hükümetin 2012 yılında açıkladığı reformlar Çin’in piyasa ekonomisine geçişini hedeflemişti. Ancak Çin’deki Avrupa Ticaret Odası tarafından yayımlanan rapor bu reformların halen gerçekleştirilmeyi beklediğini ortaya koymaktadır.

• Bazı konularla ilgili olarak Çin’in endişe verici geri adımlar attığı görülmektedir; ulusal güvenlik yasasındaki son gözden geçirme, sivil toplum kuruluşu yasası, siber güvenlik ile ilgili yasa hazırlıkları bunlara örnek olarak verilebilir. Ayrıca avukatlara yönelik sınırlandırmalar da endişe kaynağıdır. Avukatlar özgür ve bağımsız bir şekilde Çinli ya da yabancı şirketlere ve kişilere hizmet etmeyi sürdürmelidir.

• Avrupalı yatırımcılar Çin pazarına girişte daha iyi imkânlara sahip olabilmelidir. Çinli yatırımcılar da Avrupa’ya daha fazla yatırım yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.

• Çin ve Avrupa’daki şirketler eşit koşullarda rekabet etmelidir.

• Çin ve AB arasındaki yatırım anlaşması AB’nin vatandaşları yararına müzakere kapasitesini, her iki taraf için yatırımların korunmasını ve sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirecektir

Please follow and like us:
error0

Reklam




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


27 − = 22