Ayhan ONGUN, “Çocuklar, bizim çocuklarımız!”
Ayhan ONGUN - BODRUM
ÇOCUKLAR, BİZİM ÇOCUKLARIMIZ!
Hangi yaşa gelirlerse gelsinler, bizim gözümüzde hep çocuk kalırlar. Çocuklarını torun diye sevmeye başladığınızda bile yine çocuktur onlar, yüreğimizin sağ yanı onlara aittir.
Bugün benim doğum günümdü ve yüreğimin sağ yanına ateş düştü. Gün boyu çalarda duymazsam diye elimde taşıdığım telefon ne bir kez çaldı, ne de bir mesaj düştü. Elli yaşını devirmiş koca adam, ne beklersin daha bu yaştan sonra diyerek teselli bulmaya çalışsam da sonradan fark ettim ki, akşama dek hep yalnız, bir başıma dolaşıp durmuşum.
Çukurova’ nın sarı sıcaklarında bir temmuz günü pamuk tarlasında, çadırda doğurmuş zavallı anam, hemen ertesi günü de pamuk toplamaya devam etmiş. Toprağı bol olsun, sevgisini pek gösteremezdi, benimde çocuklarıma sevgimi fazlaca yansıttığım söylenemez. Ama bilirim ki, onlar benim tek teselli kaynağım ve yüreğimin sağ yanının tek konuklarıydı.
Bugün benim doğum günüm, yılların biriktirdiği acılarla zaten yangın yerine dönmüş sol yanım neyse ya, sağ yanıma bir ateş düştü, kavurur yüreğimi!
Çocuklar, bizim çocuklarımız; kimi zaman yaşama sevincimiz, kimi zamanda böyle yüreğimizi yakıp kavuran bir kor ateşi!
Ülkenin uzak bir köşesinde, kalabalığın içerisinde yalnızlığa tutsak etsen de kendini, günlerce bir dost sesine hasret kalsan ve her sabah doldurup avuçlarına, yitip giden umutlarınla yıkasan yüzünü, gitmez karanlığın gözlerine sinmiş uğursuzluğu!
Ne yalnız masandaki içki kadehleri, ne Sezen Aksu’nun hüzünlü şarkıları dindiremez yüreğinin sağ yanındaki acıları; yüreğindeki Özlem, Özgür bırakmaz o koca bedenini!
Bu gün benim doğum günüm ve gecenin bu saatine kadar aramadı çocuklarım. Doğdun da ne halt ettin demişlerdir belki de, sevgini bile göstermeyi beceremedin, okşamadın saçlarımızı! Yalnız bedenin değil sevgin de uzaktı hep bizden!
Oysa tutsak günlerimde gardiyanın zamansız öten düdüğü yüzünden, tel örgülerin ardından, kibrit çöplerinden yaptığım kalem kutusunu kızıma veremediğim an gibi; elimde olmayan nedenlerle arabasını elinden aldığım oğlumun biraz hüzün, biraz sitemle yüzüme baktığı an gibi, belki de daha ağır, dayanılmaz bir acı oturdu yüreğimin sağ yanına!
Yeter be yüreğim; sol yanında yangın yerine dönmüş acılar bir yana, sağ yanını yakan bu ateşe rağmen daha neye direnirsin, ne beklersin?
Bugün benim doğum günüm ve bir makalemden dolayı beni ödüllendirmişler, yüreğimin sağ yanında yanan ateşi söndüremedikten sonra! Dünyanın en güzel beldesinde acılara ve yalnızlığa tutsak bir adamın ödülle ne işi olur?
Beğenilmek, gururunu okşar insanın kuşkusuz; ama güzel yüzlü, hüzün gözlü kızımdan, baygın bakışlı oğlumdan gelecek bir telefonun yerini tutmuyor işte!
Çocuklar, bizim çocuklarımız,
Yüreğimin sağ yanında yanan ateş olsalar da, doğum günümde aramasalar da, bilirim ki onlarsız hiç yaşanmıyor.
Adresi bile olmayan bir adamın sabaha karşı, doğan güneşe karşı söylediği anlamsız bir şarkının sonu gelmeyen sözleriydi yazdıklarım!…
Popularity: 5% [?]








Yorum Yapın