Ozan CEYHUN, “Almanya krize kafa tutuyor!”
Almanya krize kafa tutuyor
Ozan CEYHUN - ALMANYA
2008 yılında 615.200 yeni Volkswagen’in, 328.000 Mercedes-Benz’in, 284.800 yeni BMW ve Mini Cooper’in, 258.300 yeni Opel’in, 251.400 yeni Audi’nin, 217.300 yeni Ford’un, 33.800 yeni Smart’ın ve 16.200 yeni Porsche’nin satıldığı Almanya ekonomik krize karşı mücadele de radikal kararlar aldı. Krizle Mücadele Paketi’nin tamamı 50 000 000 000 (milyar) Avro olacak. Bu Almanya’nın krizle başa çıkmak amacıyla büyük borçlanma riskine girmesi anlamına geliyor. Ancak borçsuz ama iç pazarı darmadağın olmuş bir ülke ne işe yarar?
1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren her yeni otomobil alana eski otomibilini elden çıkarması şartıyla 2.500 Avro ödenecek. Amaç krize rağmen 2008 yılında mükemmel satış rakamlarına ulaşan Alman Otomobil Sanayi’nin 2009′da teşvik edilmesi. Alman vatandaşlarının dünya çapında kalitesi kanıtlanmış “made in germany” otomobillerinden vaz geçmemesi için devlet 1.5 milyar Avro ödeyecek. Sorumlu devlet anlayışı bu olsa gerek. Kendi ulusal üretimini desteklemek ve dünya pazarında güçlü kalmasını sağlamak doğru bir karar.
2009 yılının Nisan ayında Almanya’daki her çocuk için devlet diğer ödeneklerden ve çocuk parası gibi yardımlardan tamamen bağımsız olarak çocuk başına 100 Avro ödeyecek. 13 970 000 çocuk için ödenecek miktarı hesaplayabilirsiniz. Bunun dışında az gelirli ve özel yardım alan işsizlerin çocukları için de Temmuz ayından itibaren her ay 35 Avro daha fazla çocuk parası ödenecek.
Orta ölçekli üreticileri desteklemek amacıyla 2009 yılında 100 milyar Avro yardım edilmesi ön görülüyor. Devlet yaşamın her alanına yönelik gerekli önlemleri alıyor. Anaokulları, okullar, yüksek okullar, yol inşaatları ve hasataneler için 10 milyar Avro harcanacak.
Sosyal sigorta payları ve vergiler de hatırı sayılır bir şekilde aşağıya çekiliyor. Alman Devleti elindeki tüm olankaları ile krize karşı saldırıya geçiyor diyebiliriz. Doğru olan da bu. 50 milyar Avro gibi büyük bir meblağ ile sokaktaki insanın hem krizle başa çıkması hem de para harcarken daha cesur olmaları sağlanmakta.
Devlet tüm olanaklarını değerlendirerek özel sektörü teşvik ediyor. Yatırımların duraksamamasına özen gösteriyor. Hatta özellikle bilim ve araştırma alanına geçmişe kıyasla daha da bonkör davranıyor.
İşte Almanya’nın hem ABD ile arasındaki fark. Zaten batmakta olan firmalara para akıtmak yerine çok daha sistemli bir yardım paketi ile kriz döneminde yönetmenin ne anlama geldiğini gösteriyor. Sadece AB ülkeleri değil bir çok başka ülke de bu konuda Almanya’dan öğrenebilirler.
KKTC açısından değerlendirecek olursak Almanya ve Kuzey Kıbrıs ilişkisini yaşamın her alanında daha da derinleştirmek özellikle KKTC’nin çıkarına olacaktır. Krize rağmen ayakta kalmasını başaran bir dünya devi ile sıkı ilişkilere sahip olmak avantaja dönüşebilir.
Popularity: 8% [?]










Yorum Yapın