İŞGEM’leri, Türkiye 2002 yılında tanımaya başladı

Reklam

İŞGEM’leri, Türkiye 2002 yılında tanımaya başladı

Özel Haber Röportaj:

Cazibe ULUTAŞ – AB Vizyonu

Yazı İşleri Müdürü

 


İŞGEM’ler için çözüm önerisi:

1)En büyük sıkıntı enerji. Enerjinin Avrupa düzeyindeki inkübatörlerde uygulanan veya OSB fiyatlarının altında bir tarife ile yapılması lazım. 2)İŞGEM’ler kurulurken en az 5 bin metrekare alanda kurulmalı, altında olmamalı. Devletin bu kaynaklarının boşa gitmemesi lazım. 3)İŞGEM yöneticilerinin bir akreditasyona tabi tutulması lazım. Her önüne gelen İŞGEM müdürü olarak atanmaması lazım. 4)İŞGEM’lere vergi muafiyeti sağlanmalı.

Adem Gül : “OSB’ler İŞGEM’lerin kullandığı elektriğin yarı fiyatına yakın bir enerji kullanıyor. Tarsus’daki İŞGEM’lerin hepsi sanayici, imalatçı. Burada hizmet sektörü yok. Biz de OSB’ler gibi yarı fiyatına elektrik kullanmalıyız.”

İŞGEM’lerin Türkiye ile tanışması 2002 yılında başladı. Daha doğrusu Avrupa Birliği ve Dünya Bankası kanalı ile 2000 yılında Türkiye’ye gelmiş bir proje olmasına rağmen kurulacak İnkübatörler ile tanıtılacaktı. Ancak ülkemiz 2002 Eylül ayında bu proje ile tanışmaya başladı. Bu proje ile öncelikle 81 vilayette İş Geliştirme Merkezleri (İŞGEM) kurulacak, belli istihdamlar sağlanacaktı. Böylece yeni iş yükü olan girişimcilerin, özelleştirmeden dolayı işini kaybetmiş insanların tekrar ticari hayata, iletişim hayatına ve iş hayatına katılımı için bir çalışma grubuydu.

Bu katılım İŞGEM’E nasıl sağlanacaktı?

Bir ihale oluşturacak. Bu ihaleye yerel yönetimlerden SİAD’ lar, ticaret odaları ,sivil toplum örgütleri, belediyeler ve bunların ortalığında bir yapı ya da işletici kuruluş oluşturulacak o bölgede istihdam yaratmak şartıyla İŞGEM dediğimiz bir İş Geliştirme Merkezi kurulacaktı.


TARSUS İŞGEM nasıl kuruldu?
İş Geliştirme Merkezleri (İŞGEM) Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Adem Gül Tarsus İŞGEM’in kuruluşunun tamamen tesadüfe bağlı olduğunu belirterek İŞGEM’lerle ilgili kuruluşundan bugünkü duruman kadar bütün seyrini www.abvizyonu.com okuyucularına anlattı.
“Tarsus olarak başladığımızda bizim vilayet olmadığımızı reddettiler. Bu proje 81 vilayete göre yapılandırıldı. Siz bu projede yer alamazsınız dediler. Tarsus olarak biz yedek proje olarak girdik. Tarsus ve Mersin projesini yaptım ve projeyi sundum. 2002 yılının sonunda proje bitti. KOSGEB’e sunacağız. Yerelde ticaret odalarından onay alamadık. SİAD’lerle TAİSAD olarak Tarsus’tan girdik. Ocağın son ayları idi. Proje ön oluru aldı. Mart ayında tekrar güncellendi. İrlanda’dan bir uzman geldi. Tekrar konuşuldu. Mersin’de, Tarsus’da iki projemizin ikisi de onaylandı. Bu projeyi biz il olarak Mersin’de başlatacağız dediler. Ben de Tarsuslu olduğumu ve bu projeyi Tarsus’ta uygularsanız ben varım dedim. Bu projenin başında zaten senin olma zorunluluğun var, projen onaylandı dediler. Peki, projenin başına Tarsus koyarsanız olur dedim. Bize on beş gün sonra cevap verdiler. Tamam, buyurun Tarsus’ta İŞGEM’leri kuralım. Biz çalışmaya başladık. Başladığımızda ilk diğer proje Türkiye’de geçmedi. Önümüzde bir model yoktu. Tamamen sanal ortamda nasıl kurulacak, nasıl yapılacak bilmiyoruz. Dünya Bankası’ndan İrlandalı bir uzman vardı. Bize modelleri anlattı. Fakat o modeller bizim ülke şartlarımıza uygun değildi. Biz kendi şartlarımıza uygun girişimcileri seçmeye başladık. O günkü şartlarda bu çalışmalar çok zordu. Aldığınız girişimcinin bir yıl ayakta kalmasını sağlayacaksınız. Çalışanların hepsinin SSK’lı olması şartını onaylatacaksınız ve işliklerin belli süre içinde dolumunu yapacaksınız. Biz ilk başta endişe ile başladık, bir sürü tanıtımlar yaptık.”

Tarsus İŞGEM rol model oldu
Türkiye’de ilk defa Tarsus’ta kurulan İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Genel Müdürü Adem Gül, Tarsus İŞGEM’in Türkiye’de kurulmakta olan yeni İŞGEM’lere rol model olmaya devam ettiğini söyleyerek deneyimlerini anlatmaya devam etti:
“2003 Ekim ayında bizim bütün işliklerimiz doldu. Para almadık yalnız avans almıştık. Dünya Bankası’na bildirdiğimizde ‘o zaman siz projeyi revize edin, büyütelim, ondan sonra ödeneklerinizi sağlayalım’ dediler. Ve projeyi revize ettik. 2004 Ocak ayında onaylandı. 2004 yılının sonunda biz 238 istihdamla, 37 işlikle projeyi tamamladık. Dünya Bankası’nın uyguladığı en başarılı proje seçildi. Biz diğer SİAD’larla devreye girerek tanıtım yaptık. Tek kaldığımız için yanımızdaki diğer İŞGEM’lerin de çoğalmasını arzuladık. Çünkü çok güzel bir proje idi. Gerçekte istihdam sağlamada iyi model oluyordu. Vergi kaynağı açısından örnek bir ponje oluyordu. Vergi kaçağı önleniyordu. Kayıt altındaki işletmeler büyümeye başlıyordu. Dolayısıyla projenin desteklenmesi süper bir şeydi. Diğer SİAD’larla görüştüğümüzde 5 İŞGEM daha kurulmasını önerdik. 2004 yılının sonunda onlar da bizimle birlikte 6 İŞGEM oldu. Daha sonra tekrar reklam yaparak, tanıtarak 6 İŞGEM’i 12 İŞGEM’e çıkardık. Türkiye’de yaygınlaştırıldı. Gördüğümüz fark edemediğimiz yurt dışında gördüğümüz ülkemizde uygulayamadığımız birtakım eksiklikler vardı.”

İŞGEM’lerde eksik olan nedir?
İş Geliştirme Merkezleri Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Adem Gül İŞGEM’lerdeki eksiklikleri anlatarak k tam olarak anlaşılamayan İŞGEM’lerin enerjiyi ticarethane tarifesinden kullanmasına dikkat çekerek en pahalı bir elektrik sistemi olduğunu söyledi. Gül açıklamalarına şöyle devam etti:
“OSB’lere baktığımızda neredeyse bizim İŞGEM’lerin kullandığı elektriklerin yarı fiyatına yakın bir enerji kullanıyor. Bizim hepimiz sanayiciyiz. Firmalarımızın hepsi imalatçı sanayici. Bizde hizmet sektörü yok. Bunun sıkıntısı TEDAŞ’ın veya başka birinin değil. Bizim bir tarifemiz yok. İŞGEM’lerin tanımı olmadığı için bunu tanımlayamıyor. O zamanki Sanayi Bakanı Ali Coşkun’a konuyu arz ettim. Beni EPDK başkanı ile görüştürdü. O da bana Adem Bey teksiniz, başka bir model yok. Gidin TEDAŞ müdürlüğünden bize buranın ticarethane olmadığına dair rapor getirin dedi. Maalesef o gündü TEDAŞ Mersin müdürü rapor vermedi, tarife uyundur dedi. Yasal konuda çalışmalar yaptık. Zamanın konumuzla ilgili bakanları ile görüştük. Hüseyin Çelik Vanlı idi. Van İŞGEM’i gayet iyi biliyordu. Enerji ve Çalışma Bakanı Taner Yıldız ile çözelim dedi. Müsteşarına havale etti. Ne yazık ki çözüm üretilemedi. Burada sıkıntının nerede olduğunu çözemedik. Daha sonra zamanın Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan ile görüştük. İŞGEM’lerin desteklenmesi vergi muafiyetleri konusunda çalışma yaptık. Yine zamanın Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile görüştük. O vergi desteklerinin sağlanmasından bahsetti. Van Milletvekili Yekta Haydaroğlu ile yasa taslağı hazırladık. TBMM’ne sunduk, mecliste okundu. Ne yazık ki kadük kaldı. Mecliste işi takip eden olmadı. Biz takip etsek de araya seçimler girdi. Sonra KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan ile görüştük. İŞGEM’lerin sorunlarını, verilmesi gereken destekleri anlattık, yapılacak denildi. Birtakım çalıştaylarda sözler verildi. Fakat bir türlü yapıya kavuşturamadık. Şimdiki KOSGEB Başkanı Recep Biçer ve başkan yardımcısı İle görüştük. Çok sıcak yaklaştı. İŞGEM’leri bir yere taşımamız lazım dedi. Bu çalıştaylarla ortaya konulacak dedi. Biz de yalnız İŞGEM’lerin katılacağı bir çalıştay yapalım, sorunlarımızı gerçek düzeyde ortaya koyalım, çözümler bulalım diye çaba gösteriyoruz. Bizim çalışmalarımız tüm İŞGEM’ler olarak amacımız ülkemize yararlı olalım. Vergi kaynağımız israf olmasın, istihdam sağlayalım. Nitelikli işletmeler olsun. İnovasyon yapılsın ARGE sistemi kurulsun. Üniversite hocalarımız da İŞGEM’lerdeki ARGE inovasyon çalışmalarına yasal olarak katılsın istiyoruz. Burada bir sürü üretim yapılıyor. Üniversite-sanayi işbirliğini kuramıyoruz. Teknoparklarla var, tekmerler var fakat İŞGEM’lerle olmuyor. İnşallah bunu hayata geçireceğiz diye düşünüyoruz. İŞGEM’lerin çözüme kavuşturulması için gerekli olan çözümler ise şöyle özetlenebilir.”


İŞGEM’ler için yapılması gereken çözümler
• En büyük sıkıntı enerji. Enerjinin Avrupa düzeyindeki inkübatörlerde uygulanan veya OSB fiyatlarının altında bir tarife ile yapılması lazım.
• İŞGEM’ler kurulurken en az 5 bin metrekare alanda kurulmalı, altında olmamalı. Devletin bu kaynaklarının boşa gitmemesi lazım.
• İŞGEM yöneticilerinin bir akreditasyona tabi tutulması lazım. Her önüne gelen İŞGEM müdürü olarak atanmaması lazım.

İŞGEM’lere vergi muafiyeti sağlanmalı.
İŞGEM’lere vergi muafiyeti sağlanmalı
Adem Gül açıklamalarına şöyle devam etti:
“İŞGEM’deki girişimcilere verilen desteklerin yanında bir vergi muafiyeti desteği sağlanmalı. Bulunduğu yöreye bakılmadan desteklenmesi lazım. Bunun karşılığında da girişimcilerin de devlete ne kadar ciro sağladığına bakılmalı. Karşılığında bunun da istenmesi lazım. Devlet veriyorsa girişimci de devlete vermeli. Kontrol şart. Ben hep şunu arzuluyorum. Ne yapıyorsun bu parayı . Devlete ne getiriyorsun. ilk 6 aydan sonra asgari ücretin 6 katı ciro yaparsa bu destekten yararlansın. İkinci yılda asgari ücretin 12 katı yaparsa bu destekten yararlansın. Üçüncü yıl derken 5 yıla kadar kademeli olarak hem destek veriyorum hem de yararlandırıyorum. Hem devlet hem de girişimci kazanıyor. Bir de kayıt dışını sıfırlıyorsunuz. En büyük etkilerden birincisi vergi kaçağını önlüyorsunuz. Orada verilen vergi muafiyeti çok gibi ama devlete gelen kaynak kayıptan çok daha fazla. Hem dolayısıyla insanların faturalama sistemi ile çalışmasını sağlıyorsunuz, aynı zamanda istihdamdaki insanların sigortalı çalışmasını sağlıyorsunuz. Bu teşvikler bana göre artı olarak devlete geliyor. Verilen destekten daha çok devlete katkı kaynağı geliyor.”

“Nüfusu 70 bini geçen her yerde İŞGEM kurulmalı”
İş Geliştirme Merkezleri Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gül, nüfusu 70 bini geçen her yerde İŞGEM kurulmasını istiyor. Nedenini de şöyle açıklıyor:
“Çünkü bizim ülkemizdeki istihdam işsizlik sorunu çok önemli. İşsizlik sorununu ancak böyle işetmeleri kurarak çözebiliriz. İleri teknolojide ARGE’de, inovasyonda gerekiyor. Bunların da beraber desteklenmesi şart. İŞGEM’leri kurduk bana ne dememek lazım. Bunun takip edilmesi lazım. İŞGEM’leri kurduk fakat nereye gidiyor, ne yapıyor? İŞGEM’ler insanlara anlatılmalı tanıtılmalı. İŞGEM’lerden mezun olan girişimcilerin daha sonra işletmesini nerede kuracağını da tasarlamamız lazım. Bu neye benzer. Çocuğunuzu ilköğretime gönderiyorsunuz. Orayı bitirince ortaokulu, liseyi okumadan üniversiteye gitsin demek gibi bir şey. Nasıl gitsin, eğitim almadan gidemez? Dolayısıyla orta ölçekli merkezlerin de kurulması lazım.”

“Sanayi siteleri artık demode olmaya başladı”
Sanayi sitelerinin artık demode olmaya başladığını önemle vurgulayan Adem Gül “Gidip bakın hepsi kiracı, mal sahibi değil” diyerek bu konuda şunları söyledi:
“Bu destekler verilirken dikkatli kullanmanız lazım. Bu arada işte sanayi sitesinden kendini geliştiren kişinin de OSB’ye gitmesi mümkün değil. Çünkü OSB’nin yapısı farklı. Sanayi sitesinden orta ölçekli merkezin kurulmasına, orada kendini yapılandırarak büyüdükten sonra OSB’ye gidebilir ki bu geçiş dönemini iyi kurgulamamız lazım. Dolayısıyla bu proje inkübatör orta ölçekli merkez ve OSB olarak tamamlanması lazım. Ben inkübatörü kurdum. Bana ne girişimciden deme hakkımız yok. Eğer bu para harcamasını yapıyorsak bu destekleri ve bu desteklerin sonunu getirmemiz lazım. Yoksa bu destekler boşa gider heba olur.”

“Bizim buralarda markalar üretmemiz lazım”
Gül “İŞGEM’lerde markalar üretmemiz lazım” diyerek açıklamalarına devam etti:
“Bu üretilen markaları devletin desteklemesi lazım. Her yerde devlet desteklesin istemiyoruz. Herkes sırtını devlete dayasın istemiyoruz. Ama gerçekten nitelikli güzel işletmeler çıktığı zaman gurur duyuyoruz. Benim Tarsus İŞGEM’de 5-6 ulusal düzeyde çalışan firma var. Ürettikleri ürünler marka ve Türkiye’de eczanelere de ürünler satmaya başladı. Şimdi bu firmaları desteklemek motive etmek lazım. Belki vereceğimiz desteğin kat ve katı devlete kaynak olarak gelecek. Devlet niye yapmıyor? Çok zor değil, biz belki iyi anlatamıyoruz. Bazı guruplar anlamak istemiyor. Dernek kurduk fakat derneğimizin de desteklenmesi gerekiyor. Kurulan İŞGEM’lerden 5-6 tanesi kapandı. Neden kapandı diyen yok. Araştıran yok. Önce İŞGEM’lerin sorununu çözelim yoksa yeni İŞGEM’lerin kurulması değil. 18 İŞGEM kuruluyor bir tanesi ancak hayata geçiyor. Sanayi bakanının desteklemesi lazım. Olaylara teknoparklara yönelik bakılıyor. Fakat unutulmamalı buranın lokomotifi aslında İŞGEM’ler. Teknoparklara da, yüksek teknolojiye de ülkenin ihtiyacı var. Fakat bu nereden geliyor? Üretimden geçen bir süreç. Üretmeden nasıl inovasyon nasıl tasarım yapılır? KOSGEB’in, üniversitelerin İŞGEM’lere yardımcı olması, işbirliği yapması şart.”


KOSGEB’in yüzde 50’ye yakını Avrupa’ya İŞGEM’leri incelemeye gitti?
KOSGEB-Üniversite işbirliğine önemle vurgu yapan Gül, KOSGEB’in yüzde 50’ye yakınının Avrupa’ya İŞGEM’leri incelemeye gittiklerini belirtti ve “Ne getirdiler? Oradaki ana nüveleri alıp bizim ülkemize adapte etmeleri lazımdı. Avrupa’da elektrik çok ucuz. Biz niye alamıyoruz? Bizim inkübatör kuluçka merkezi ucuz elektrik kullanmadan nasıl üretim yapacak?” dedi.


Gül “Ben vicdanen rahat edemiyorum”
En son başbakan düzeyine kadar olayı götüren birkaç tane bakanla görüşen Adem Gül “Ben vicdanen rahat edemiyorum” diyerek bir kere daha ucuz elektrik kullanmak istediklerini ve bunun neden mümkün olmadığını ve Avrupa’daki İŞGEM’lerin nasıl işlediğini anlatarak açıklamalarını tamamladı:
“İŞGEM’lerdeki sanayicilerimiz büyük firmaların ödediği elektriğin 2 katını ödüyor. Bu küçük çocuğa katı mama yerine katı yiyecek vermek gibi bir şey. Ucuz elektrik kullanmak çok zor bir şey değil. Devlete getirdiği bir yük yok. Kambur da yok. Zaten devlet sanayiciye elektriği şurada kullan diyor. Avrupa’da kuluçkalar çok daha ucuz elektrik kullanıyor. Biz bırakın başka şeyi sanayinin OSB’nin fiyatlarına bile razı olduk. Ayrıca İŞGEM’lerin betonarme olarak yapılmasına gerek yok. Böyle bir yatırım lüzumsuz yatırım. Biz bu parayı başka yerde kullanmasını isteriz. 50 metrekare ile başladığı işi belki 5 yıl sonra 100 metrekareye çıkaracak. Biz parayı girişimciye inovasyona, üretime değil, ARGE yapana harcamamız lazım.”

Please follow and like us:

Reklam




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


− 2 = 8